5. Din Şurası kararları açıklandı

V. Din Şûrası kararları açıklandı. 8 Aralık Pazartesi günü Ankara’da başlayan ve üç gün süren V. Din Şûrası kararları, maddeler üzerinde müzakere yapılmasının ardından yazılı olarak açıklandı.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı ve akademi camiasından 300’e yakın ilim adamının katıldığı şûradan çıkan kararlar şu şekilde;

İslam’ın düşünce alanında sağladığı kültürel çeşitlilik korunmalı ve geliştirlerek sürdürülmelidir…

İslâm tarihinde çok sayıda itikadî ve fıkhî mezheplerin, ekol ve anlayışların, özgün yorum ve dini tezahürlerin ortaya çıktığı bir vakıadır. İslâm medeniyeti, aynı kökten yetişen bu farklı dalları tarihsel süreç içersinde bünyesinde tutmayı başarmış, ötekileştirici ve dışlayıcı bir tutum sergilememiştir. Bu durum, İslâm’ın dinî düşünce alanında sağladığı özgürlük ortamını ve tevarüs ettiğimiz kültürel çeşitlilik ve zenginliği ifade etmektedir. Bu zenginlik, korunmalı, ihya edilmeli ve geliştirilerek sürdürülmelidir.

Gelecek kuşakların daha bilinçli hale gelmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır…

Geride bıraktığımız birkaç yüzyılda İslâm coğrafyasında yaşanan çok boyutlu toplumsal travmaların ardında sömürge, istila, istibdat ve işgal gibi dâhili ve harici etkenlerin yattığı bilinmektedir. Bunda pozitivist eğitim anlayışının ve ideolojik düşünme biçimlerinin meydana getirdiği zihniyet yapılarının da payı olduğu da inkar edilemez. Günümüzdeki kendi geleneğine yabancı yeni dinî anlayışların tahripkâr bir karaktere bürünmesinde bütün bu saikler rol oynamaktadır. Bu sebepler, çok yönlü tahlil edilerek gelecek kuşakların daha bilinçli hale gelmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır.

İnsan yetiştirme süreç ve mekanizmaları yeniden gözden geçirilmelidir…

Çağımızda dini görünümlü baskı, şiddet ve vahşet üreten, dinî duyguları istismar eden, hakikati sadece kendinde gören, hedefine ulaşmak için her yolu mübah sayan, dinî hizmetleri güç devşirmeye ve çıkar sağlamaya matuf bir araca dönüştüren, dinî değerleri hiçe sayarak pragmatist tutumu esas alan ve bütün Müslümanları derinden yaralayan bu tutum ve davranışlara karşı toplumsal bir bilinç geliştirilmeli ve bunun gereği olarak insan yetiştirme süreç ve mekanizmaları yeniden gözden geçirilmelidir.

Din algısı konusunda çarpık anlayışların yaygınlaşmaması ve samimi dindarların zihinlerinin bulandırılmaması için çok yönlü bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır…

Kur’an ve Sünnetin anlaşılması ve dinin pratik hayatta yaşanmasıyla ilgili yöntem tartışmaları hep var olagelmiştir. Mezheplerin oluşum çağlarından sonra, hakikatin geçmişte belirlendiğinden ibaret olduğu zannedilmiş; Selefin kendi dönem ve şartlarını yorumlama ve karşılaştığı problemleri çözüme kavuşturma çabası içinde olduğu, dolayısıyla temel dini metinlerin anlaşılmasında her zamanın kendi şart ve ihtiyaçlarının da etkili olduğu gerçeği tümüyle göz ardı edilmiştir. Bu dar yaklaşım, modern hayatla, modern bilim ve zihniyetle bir hesaplaşmaya girişmeksizin dinî bilgiyi önceki asırlardaki çözümlerle sınırlandırarak dini, fer’î çözümlerden ibaret donmuş bir hayat tarzına hapsetmektedir. Bu anlayış sahipleri, kendi hakikatlerine ve dinî anlayışlarına inanmayanları, İslâm’ın ana yolunun tarih boyunca prensibi olan “Ehl-i kıble tekfir edilmez.” düsturunu yok sayarak kolaylıkla tekfir etme cihetine gitmektedir. Bunlara göre doğrudan nasslara başvurmak yerine, fıkhî konularda farklı metot takip ederek oluşan mezhepler ve tarih boyunca medeniyet üreten bütün düşünce okulları bidat; irfan geleneğimizin dinî tecrübesini temsil eden maneviyat mektepleri de dalalet odağıdır. Bu tür çarpık anlayışların yaygınlaşmaması ve samimi dindarların zihinlerinin bulandırılmaması için çok yönlü bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır.

Tasavvufî düşüncenin kurumsallaşmasıyla oluşan bazı yapıların istismara yol açmaması için bilinç ve farkındalığın artırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır…

İrfanî gelenek olarak da dillendirilen dinî yaklaşım ve tecrübelerin, Kur’an ve Sünnet ölçüleri içerisinde kaldığı müddetçe kişinin manevi bakımdan gelişimini sağladığı söylenebilir. Ancak bu tecrübenin, kişisel ve sübjektif olduğu ve herkesi bağlamayacağı açıktır. Zira bu tecrübe, İslâm’ın doğru ve açık bilgisinden koptuğu takdirde indi mülahazaya evrilmekte, eğitim ve pedagoji açısından da kolay bir istismar alanına dönüşmektedir. Bilhassa tasavvufî düşüncenin kurumsallaşmasıyla oluşan bazı yapılar, zaman zaman etki alanlarını güçlendirme adına pragmatizme kayabilmekte ve varlıklarının devamı için dünyevî kaygılarla hareket edebilmekte, kurumsal güç ve çıkar güdüsü bireyin manevi tezkiyesinin önüne geçebilmektedir. Bu bakımdan istismarların önlenebilmesi için toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.

Toplumun ahengini bozan ve ferdin bireysel sorumluluğunu ortadan kaldıran akımlara karşı toplumsal bilincin artırılması için daha etkin sorumluluk üstlenmelidir…

Bütün dünyayı kurtarma iddiasıyla ortaya çıkan ve mega idealler peşinde koşarak özel bir misyon edasıyla hareket eden dinî yapılar, modern zamanların ürettiği karakteristik yapılardır. Bu tarz yapıların, özellikle sömürgecilik döneminden itibaren başlayan ve günümüzde de yeni biçimlere evrilen, etkili kilise yapıları olduğu da bilinen bir gerçektir. Başlangıçta dini karizmatik kişiler etrafında şekillenen bu kabil hareketler, zamanla kendi içinde hiyerarşik bir yapıya, bir söyleme ve misyona dönüşmektedir. Dinî referansların ve başta peygamberler olmak üzere tarihte temayüz etmiş dinî şahsiyetlerin anlatıları, bu tür yapılarda bağlılarını motive etmek için maniplasyon aracı olarak kullanılmaktadır. Kendilerinin dışındaki hareket ve oluşumlara karşı mücadelede her yolun mubah sayıldığı bu yapılar, her türlü ortama uyum sağlamaya ve gizliliğe büyük önem vermektedir. Şahıs merkezli bu hareketlerde körü körüne itaat kültürüyle iradeler teslim alınabilmektedir. Toplumun ahengini bozan ve ferdin bireysel sorumluluğunu ortadan kaldıran bu tür akımlara karşı toplumsal bilincin artırılması ve farkındalık oluşturulması için başta Din İşleri Yüksek Kurulu olmak üzere dinî ve ilmî merciler, daha etkin sorumluluk üstlenmelidir.

İslâm, bir ideolojiye yahut sosyal mühendislik içeren bir politik projeye indirgenemeyecek kadar yücedir…

İslâm’ın, ahlâk, haklar ve özgürlükler bağlamında ve inançlara saygı ekseninde sosyo-politik bir yönü ve içeriği olduğu açıktır. Ancak İslâm, bir ideolojiye yahut sosyal mühendislik içeren bir politik projeye indirgenemeyecek kadar yücedir. Önüne İslâm veya İslâmî nitelemesi eklenerek de olsa pragmatist, makyavelist ve hedefe varmak için her yola başvuran bir tavır İslâm’la bağdaşmaz. Modern zamanlarda demokrasi zemininde yeni birtakım siyasi, ideolojik teori ve arayışlar ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde modern zamanlarda İslâm dünyasında din-siyaset ilişkisine dair tartışmalar, kendi tarihsel sürekliliğinden kopmadan çağın gereklerini karşılayabilen kuramsal bir bütünlüğe de kavuşturulamamıştır. Bir din olarak İslâm, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu, toplumsal yönetim biçimi olarak siyaset de toplumsal barışı ve sosyal refahı esas alır. Beşerî zaafları bünyesinde barındıran siyasî programları İslâm’la özdeşleştirmek, İslâmî hakikatlerin zedelenmesine ve yıpranmasına neden olabilir. Dolayısıyla İslâm’ın her zaman ve zeminde herkesi kuşatan ve herkese çok yönlü ilham veren çağrısını ulaştırmak için anlaşılabilir güncel bir dille tebliğ ve irşad faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.

İslâm coğrafyasında çatışmaları durdurmak, barış ve sükûneti sağlamak, “Barış, İtidal ve Sağduyu İnisiyatifi” gibi platformların kalıcı ve etkin hale gelmesi sağlanmalıdır…

İslâm coğrafyasında çatışmaları durdurmak, barış ve sükûneti sağlamak, Müslümanlar arasında kardeşliği korumak ve İslam beldelerinde huzur ve esenlik ortamını sürdürmek için Diyanet İşleri Başkanlığının girişimleriyle başlatılan “Barış, İtidal ve Sağduyu İnisiyatifi” gibi platformların kalıcı ve etkin hale gelmesi sağlanmalı, bu yönde İslâm ülkelerindeki dini kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve ilişkiler geliştirilmelidir.

İslamofobia ve onun tetiklediği İslâm karşıtı tutumlar, bugün, topyekûn dünya barışına ve selametine gölge düşürmektedir…

Başta Avrupa olmak üzere Batı dünyasında hastalıklı bir tutum olarak seslendirilen İslamofobia ve onun tetiklediği İslâm karşıtı tutumlar, bugün, topyekûn dünya barışına ve selametine gölge düşürmektedir. Bir endüstri hâline getirilen İslamofobia, kültürel bir yanılsamadır ve haddizatında bir insanlık ayıbıdır. İslâm başta olmak üzere dinlerin mukeddesatına yapılan hakaret, tezyif ve tahkir girişimleri birer nefret suçu olarak nitelenmeli, bu hususta çatışmayı değil, çözümü esas alan çaba ve gayretler teşvik edilmelidir.

Din ve toplum kavramları ekseninde bir bilgi yönetim merkezi kurulmalıdır…

Başta İslâm dünyası olmak üzere dünyanın belli başlı bölgelerinde cereyan eden dinî hadise ve oluşumları anlamak ve doğurdukları sonuçları sağlıklı değerlendirebilmek için bilimsel bilgi üretimine duyulan ihtiyaç aşikârdır. Bu amaçla din ve toplum kavramları ekseninde bir bilgi yönetim merkezi kurulmalıdır. Bu merkez genelde din, özelde İslâm ve İslâm’ın tarihî süreçte toplum üzerindeki etkisiyle ilgili akademik ve bilimsel araştırmalar yapar, yaptırır ve bu konularla ilgili bilgi ve dokümantasyon merkezi oluşturur.  Türkiye ve dünyadaki değişim ve gelişmeleri dikkate alarak, bir din, kültür ve medeniyet olarak İslâm’ın günümüzde oluşturduğu etki ve din eksenli güncel sorunlar üzerinde sosyal araştırmalar yapar ve yaptırır, ulaşılan sonuçları, ilgili kamuoyu, kurum ve kuruluşlarla paylaşarak çözüm seçeneklerinin oluşmasına katkıda bulunur. Bu amaçlar doğrultusunda akademik, eğitsel ve sanatsal çalışmaları yürütür. İslâm’ın, gerek İslâm ülkelerindeki ve gerekse diğer ülkelerdeki tezahürlerini, tarihte ve günümüzde karşılaştığı ve etkileştiği diğer din, kültür ve medeniyetleri araştırır, bu konularla ilgili işbirliği ve bilgi alışverişi yapmak amacıyla ortak platformlar oluşturur. Gerek bölgemizde gerekse dünyada dinle ilgili gerginlik ve kriz durumlarının analiz ve değerlendirilmesi ile ilgili çalışmalar yürütür. Ayrıca bu merkez Diyanet İşleri Başkanlığının bilgi eksenli politikalarına veri hazırlamak ve bu veriler doğrultusunda hizmet standartlarını yükseltmek, gelişen şartlara göre kurumun yenilenmesine imkân sağlamak, kaynaklarını verimli kullanmak ve hizmetlerini etkin kılmak için de stratejiler geliştirir.

Ankara’da uluslararası referans değeri olan ve bilgi merkezleri ile irtibatlı bir kütüphane ve dökümantasyon merkezi kurulmalıdır….

Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine büyük önem veren günümüz dünyasında bilimsel rekabet ve bilgi üretimi için teknik altyapı kaçınılmazdır. Bu çerçevede akademisyen ve araştırmacıların klasik İslâmî literatüre ve İslâm medeniyetini var eden temel kaynaklara ulaşmasını sağlamak, fakültelerin kütüphanelerini zenginleştirmek ve elektronik ortamda zengin bir kaynak oluşturmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığınca bilgi altyapısını dünya standartlarına taşıyacak tedbirler alınması elzemdir. Bu itibarla Ankara’da uluslararası referans değeri olan ve bilgi merkezleri ile irtibatlı bir kütüphane ve dökümantasyon merkezi kurulmalıdır.

Bilgiyi dini ve gayr-i dinî diyerek bölmeyen, insani ve toplumsal gerçeklikleri dikkate alan, bilgi ve bilim üreten bir uluslar arası üniversite kurulmalıdır…

İslâm medeniyetinin kadim temel yapı ve özelliklerini bugünün dünyasında yeniden hayata geçirmek ve inanç, bilgi ve hikmet alanındaki kayıpları telafi etmek üzere uluslararası düzeyde dini yükseköğrenim vermek amacıyla kurulması düşünülen üniversitenin geleneksel ve modern bu kabil yapılanmaların zaaf ve eksikliklerini aşacak biçimde planlanması önem arz etmektedir. Bu üniversitenin bilgiyi dini ve gayr-i dinî diyerek bölmeyen, insani ve toplumsal gerçeklikleri dikkate alan, geleneksel bilgi mirasıyla günümüz olgusunu birlikte değerlendiren, bilgi ve bilim üreten bir anlayışı esas alması kaçınılmazdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin mesleki formasyon ve yeterliliği örgün eğitim ve yükseköğretim programlarıyla sağlanmalı ve kazandırılmalıdır…

Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin mesleki formasyon ve yeterliliği örgün eğitim ve yükseköğretim programlarıyla sağlanmalı ve kazandırılmalıdır. Dini Yüksek İhtisas Merkezleri, akademik standartlara kavuşturularak Diyanet İşleri Başkanlığının ihtiyaç duyduğu hizmet alanlarına uygun biçimde mütehassıs yetiştirecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Bu çerçevede Dinî Yüksek İhtisas Merkezleri, vaaz ve irşad hizmetleri, yurt dışı din hizmetleri, kıraat ve dinî musiki ve idari hizmetler gibi ihtisas alanlarına göre yeniden yapılandırılmalıdır.

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat fakülteleri program düzenleme ve uygulamalarında eşgüdüm içerisinde olmalıdır…

Ülkemizde din eğitimi veren paydaş kurumlar olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve ilahiyat fakülteleri program düzenleme ve uygulamalarında eşgüdüm içerisinde olmalıdır. Bu çerçevede İmam-Hatip Liselerindeki öğrencilere yönelik gerek mesleki uygulamaların yeterliliğinin gerekse dil becerilerinin artırılması amacıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğü ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğü arasındaki işbirliği artırılmalıdır.

Dinî yükseköğretim yapan kurumların, Diyanet İşleri Başkanlığının personel yeterliklerini ve istihdam alanlarını dikkate alarak yeniden değerlendirilmesi gereklidir…

Dinî yükseköğretim yapan kurumların ve müfredatlarının, Diyanet İşleri Başkanlığının personel yeterliklerini ve istihdam alanlarını dikkate alarak yeniden değerlendirilmesi hususu daha fazla ertelenemeyecek bir konudur. İlahiyat fakültelerinin sayılarının hızla artması, eğitim kadrolarının niteliği sorunu, birçok fakültede ikinci öğretimin yapılması, yüksek din öğretimindeki eğitim kalitesini düşürmekte, bu da söz konusu sorunlara dair çözümler üretilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede ilahiyat uzaktan eğitim programlarının (İÖP ve İLİTAM) işlevselliği, hedef ve amaçları gözden geçirilmelidir.

İmam-Hatip Liselerinin ve İlahiyat Fakültelerinin müfredatları oluşturulurken Diyanet İşleri Başkanlığının ihtiyaçları ve personel yeterlikleri de dikkate alınmalıdır…

Diyanet İşleri Başkanlığına insan kaynağı sunan İmam-Hatip Liselerinin ve İlahiyat Fakültelerinin müfredatları oluşturulurken Başkanlığın ihtiyaçları ve personel yeterlikleri de dikkate alınmalıdır.

İlahiyat Fakültelerinde din hizmetleri, dini danışmanlık, manevi bakım gibi alanlara dönük bilgi ve becerilerini geliştirecek sertifika programları düzenlenmelidir…

İlahiyat Fakültelerinde öğrencilere yönelik olarak, din hizmetleri, dini danışmanlık, manevi bakım vb. alanlara dönük bilgi ve becerilerini geliştirecek sertifika programları düzenlenmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı, personel alım ve atamalarında bu sertifikaları dikkate almalıdır.

İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin mesleki bilgi ve beceri geliştirmek amacıyla camilerde ve Kur’an kurslarında din eğitimi ve hizmetleri ile ilgili staj çalışmaları yapmaları sağlanmalıdır…

İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin mesleki bilgi, beceri ve özgüvenlerini geliştirmek, teorik bilgilerin tatbikatı için fırsat oluşturmak, din görevlilerinin mesleki rehberliğinden yararlanmak amacıyla ilahiyat öğrencilerinin camilerde ve Kur’an kurslarında din eğitimi ve hizmetleri ile ilgili staj çalışmaları yapmaları ve yaz Kur’an kurslarında stajyer öğretici olarak görevlendirilmeleri sağlanmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığının irşad ve yaygın din eğitimindeki hedeflerini gözden geçirmesi gereklidir…

Diyanet İşleri Başkanlığının irşad ve yaygın din eğitimindeki hedeflerini gözden geçirmesi, din eğitimi hizmeti sunan her birimin sunduğu hizmete yönelik ihtiyaç analizleri yapması ve bunların sonuçlarına göre uygun amaçları belirlemesi ve geliştirmesi, bu tür alanlardaki hizmetlere cevap verebilecek farklı bilgi, beceri ve yetkinlikte din hizmetleri personeli yetiştirilmesi konusunda çabalarını sürdürmesi kaçınılmazdır.

Yaygın Din Eğitimi hizmetleri, Kur’an Kursu sisteminin yanında toplumun farklı düzeydeki ihtiyaç ve taleplerini de dikkate alarak çeşitlendirilmelidir…

Yaygın Din Eğitimi hizmetleri, Kur’an Kursu sisteminin yanında toplumun farklı düzeydeki ihtiyaç ve taleplerini de dikkate alarak çeşitlendirilmelidir. Genç kuşakları anlayan, onlarla sağlıklı iletişime girebilen bir kültürel atmosfer içerisinde gençlere dini eğitim imkânları sunulmalıdır. Bu bağlamda paydaş kurumlarla ve sivil yapılarla Diyanet İşleri Başkanlığı, ortak projeler üreterek din hizmetleri ve eğitiminin yanında başta uyuşturucu olmak üzere kötü alışkanlıklara yönelik önleyici çalışmaların içerisinde olunmalıdır.

Yaygın din eğitimi kapsamında değerlendirilen geleneksel dinî eğitim veren yapılar, Diyanet İşleri Başkanlığının himaye ve rehberliğinde varlığını sürdürmelidir…

Yaygın din eğitimi kapsamında değerlendirilen geleneksel dinî eğitim veren yapılar, Diyanet İşleri Başkanlığının himaye ve rehberliğinde varlığını sürdürmelidir.

Dinî hizmetler, toplumun tüm kesimlerini içine alacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır…

Dinî hizmetler, toplumun tüm kesimlerini içine alacak şekilde yeniden yapılandırılmalı; sadece ibadet ve cenaze hizmetlerini değil, aynı zamanda çocuğuyla, genciyle, kadınıyla, yaşlısıyla, zenginiyle, fakiriyle, hastasıyla, mahkûmuyla, sokağa terk edilenleriyle hayatın tamamını kuşatacak şekilde sosyal ve kültürel içerikli din hizmetlerinin yaygınlaştırılması yönünde düzenlenmelidir. Bu hizmetlerin sosyal dokumuzu kuvvetlendirmede ve dinin toplumsal birliğimizi sağlamadaki fonksiyonunu artıracağı göz ardı edilmemelidir.

Küresel ölçekte hizmet sunan Diyanet İşleri Başkanlığının televizyon, radyo ve basılı yayınlar alanında değişik dünya dillerinde yayın yapması kaçınılmazdır…

Küresel ölçekte hizmet sunan ve uluslararası bir kurum haline gelen Diyanet İşleri Başkanlığının televizyon, radyo ve basılı yayınlar alanında değişik dünya dillerinde yayın yapması kaçınılmazdır. Başkanlık hayata geçirdiği radyo, televizyon yayınlarını daha da geliştirmekle yetinmeyip yeni medya alanında da çağın gerektirdiği altyapıyı ivedilikle oluşturmalıdır.

Tüm dünyadaki Müslüman topluluklara sağlıklı ve etkin din hizmeti ulaştırmak amacıyla, ilgili toplulukların dillerini, kültürlerini iyi bilen uzmanlar yetiştirilmelidir…

Tüm dünyadaki Müslüman topluluklara sağlıklı ve etkin din hizmeti ulaştırmak ve dünyadaki dini gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla, ilgili toplulukların dillerini, kültürlerini ve sosyal yapılarını iyi bilen uzmanlar yetiştirilmeli ve istihdam edilmelidir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelerin camiye yönelik imar planları toplumun din-sosyal ihtiyaçları doğrultusunda yapılmalıdır…

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelerin camiye yönelik imar planları toplumun din-sosyal ihtiyaçları doğrultusunda yapılmalı, cami ve müştemilatları bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde inşa edilmelidir. Böylece camilerin tarihsel işlevine uygun bir şekilde hayatın merkezinde yer almaları temin edilmelidir.

Dinî-sosyal teşekküllerin sağlıklı zeminde gelişmeleri için ehliyet ve liyakata uygun insan kaynağına ve bilgi üreten mekanizmalara sahip olmaları kaçınılmazdır…

Dinî-sosyal teşekküllerin Müslüman kimliğini oluşturmada ve güçlendirmede, bu kimliğe süreklilik kazandırmada büyük rolü vardır. Söz konusu teşekküllerin sağlıklı zeminde gelişmeleri için ehliyet ve liyakata uygun insan kaynağına ve bilgi üreten mekanizmalara sahip olmaları kaçınılmazdır. Ayrıca hem istismara kapı aralamaması hem de istikrar için mali yapılarının saydam, şeffaf, hesap verebilir olması zorunluluktur. Bu bağlamda dini-sosyal teşekküllerin sivil ve özgün yapılarını zedelemeden, proje ve faaliyetlerine Diyanet İşleri Başkanlığının rehberlik yapabilmesi büyük önem arz etmektedir.  Bu şekilde din hizmetleri ve eğitimi konusunda hizmet sunan sivil yapıların Diyanet İşleri Başkanlığıyla koordinasyon ve işbirliği içerisinde olmaları temin edilmiş olacaktır. Bu çerçevede kanunun Din İşleri Yüksek Kuruluna verdiği görevlerin aktif hale gelmesi için gerekli ikincil mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, hizmet standartları ve ilkeleri çerçevesinde diğer Müslüman ülkelerin dinî kurumları ile akreditasyona dayalı kalıcı organik ilişkiler geliştirmelidir…

Diyanet İşleri Başkanlığı, hizmet standartları ve ilkeleri çerçevesinde diğer Müslüman ülkelerin dinî kurumları ve yurt dışındaki paydaş kurumlar ile akreditasyona dayalı kalıcı organik ilişkiler geliştirmelidir.

Yurt dışında Diyanet İşleri Başkanlığının son yıllarda gerçekleştirmiş olduğu organizasyon ve yapıların tüzel kişiliği olan kurumlara dönüştürülmesi için adımlar atılmalıdır…

Yurt dışında vatandaşların din hizmetlerinin karşılanması faaliyetlerinin yanında, Diyanet İşleri Başkanlığının son yıllarda gerçekleştirmiş olduğu organizasyon ve yapıların tüzel kişiliği olan kurumlara dönüştürülmesi için adımlar atılmalıdır. Ayrıca uluslararası düzeyde Müslüman azınlıkların sorunları, İslamofobiye yönelik ortak çalışma platformları ve hak ihlallerini izleme komiteleri oluşturulmalıdır.

Dini-sosyal içerikli kurulan vakıfların Diyanet İşleri Başkanlığı ve din hizmetleri ile ilişkisi yeniden düşünülmelidir…

İslâm medeniyetinin tarihten günümüze miras bıraktığı en önemli varlıkların başında din hizmeti, din eğitimi ve dini-sosyal içerikli kurulan vakıflar gelmektedir. Bu vakıfların Diyanet İşleri Başkanlığı ve din hizmetleri ile ilişkisi yeniden düşünülmelidir.

Diyanet İşleri Başkanlığını daha etkin ve verimli hale getirmek üzere Başkanlığın ilmî ve dinî özerkliğini güvence altına alan ve kamu tüzel kişiliği sağlayan bir düzenleme yapılmalıdır…

Diyanet İşleri Başkanlığını daha etkin ve verimli hale getirmek üzere Başkanlığın ilmî ve dinî özerkliğini güvence altına alan ve kamu tüzel kişiliği sağlayan bir düzenleme yapılmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, yasal sorumluluğunun bir gereği olarak Kızılay ve Yeşilay cemiyetleriyle daha yakın ve organik bir işbirliği içinde olmalıdır…

Diyanet İşleri Başkanlığı, yasal sorumluluğunun bir gereği olarak Kızılay ve Yeşilay cemiyetleriyle daha yakın ve organik bir işbirliği içinde olmalıdır.

 

V. Din Şûrası Kararları tam Metni için TIKLAYINIZ

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ERMENEK MADEN OCAĞI KAZASIYLA İLGİLİ MÜFTÜLÜK HİZMETLERİNİ DEĞERLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI

Ermenek’te 28 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen maden KAZASI SEBEBİYLE 09.12.2014Salı günü İl Müftümüz Nuri DEĞİRMENCİ’nin başkalığında Ermenek İlçe Müftüsü Mehmet SEVEN, Başyayla İlçe Müftüsü İrfan AÇIK ve Sarıveliler Müftü Vekili Mustafa GEZGİN’in katıldığı bir değerlendirme toplantısı düzenlendi. Kazanın meydana geldiği Ermenek bölgesine  Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hasan Kamil YILMAZ, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı Murat ALKAN, Cami Hizmetleri Daresi Başkanı Selahattin ÇELEBİ, Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Abdurrahman HAN, Kocatepe Cami-i İmam-Hatibi Adem KARABEY, Ankara Kurtuluş Cami-i İmam Hatibi Mehmet ATICI maden ocağında mahsur kalan kardeşlerimizin yakınlarını 29-30 Ekim 2014 tarihinde ziyaret edip, sabır tavsiyelerinde bulunmuştur.30 Ekim Perşembe günü sabah namazı Ermenek merkez Sipas Camiinde Kur’an ziyafeti programı icra edilmiş, akabinde camii cemaatine sohbet yapılmıştır. İl Müftülüğü olayın ilk gününden son gününe kadar sık aralıklarda olayın yaşandığı maden ocağına gitmiş; mahsur kalan vatandaşların yanında bulunmuş, kazada cansız bedenlerine ulaşılan kardeşlerimizin cenaze işlemlerinde bilfiil görev icra etmiştir. Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ,18.11.2014 tarihinde 8(sekiz)  vatandaşımızın cenaze namazına katılmış, namazlarını kıldırmış ve akabinde herkesi teskin eden sohbette bulunmuştur. İl Müftüsü ve Müftü Yardımcıları, Ermenek, Başyayla İlçe Müftülükleri her daim vatandaşlarımızın yanından ayrılmamış, maddi ve manevi desteklerini esirgememiştir. Cenazesi çıkan her bir vatandaşımızın evine ilk günden itibaren İl Müftülüğü tarafından yardım paketi verilmiştir. Türkiye Diyanet Vakfımız 77 kurbanla birlikte, bütün cenaze sahiplerinin örflerine uygun yemek masraflarını karşılamış, ayrıca şehitlerin okuyan çocuklarına eğitim yardımı ve çeşitli gıda yardımlarında bulunmuştur. Ayrıca İlçe Müftülüklerimiz tarafından ailelerin maden ocağına gidip gelmelerinde servis hizmeti ve kurtarma çalışmalarına katılanlara konaklama hizmeti sunulmuştur. Din görevlilerimiz, cenazelerin teçhiz-tekfin işlerinde ve ailelerin teskininde etkin rol almıştır. Diyanet İşleri Başkanlığımız 21 Kasım 2014 Cuma günü 2 Daire Başkanı ve 1 Uzmanla cenazelerin defnedildiği köy ve kasabalara gitmiş, vaaz’u nasihatle birlikte ailelere taziyelerde bulunmuşlardır.

Kaynak:Karaman İl Müftülüğü

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Cübbeli’nin Osmanlıca yorumu: Gavurlar…

Cübbeli Ahmet Hoca son dönemlerde tartışılan Osmanlıca’nın ders olarak okutulması konusunda hükumete destek verdi.
Cübbeli'nin Osmanlıca yorumu: Gavurlar...

 

9 Aralık 201414:04
-A+A 

Cübbeli Ahmet Hoca, Bursa Sohbetleri’nde liselerde zorunlu ders olarak okutulması tartışılan Osmanlıca dersi konusunu değerlendirdi.

“ONDAN SONRA DİYORSUN Kİ GAVURLAR AYA ÇIKTI”

Osmanlıca’nın okutulması gerektiğini belirten Cübbeli Ahmet Hoca, “Osmanlıca mecbur etmediler isteyen yapsın. Adam diyor ‘Osmanlıcaya ne lüzum var?’ Ne lüzumu olur mu? Ondan sonra diyorsun ki gavurlar aya çıktı.

ECDADIMIZIN KİTAPLARINI BİZE YASAKLADILAR

Biz burada yaya gezemiyoruz. Niçin? Gavurlar o ecdadımızın kitaplarını bize yasak ettiler.Kendileri aşırdılar. Bütün Amerika’nın Berlin’in kütüphanelerinde Arapça, Osmanlıca yazma eserler dolanıyor. Neden? İlim onlarda. Siz 90 senedir ne yaptınız? Anca film yaptınız. Antalya portakal yarışması. Ne yaptınız eseriniz ne?” dedi.

Kaynak: Dinihaberler

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın